Bir şeyler susturuluyorsa, birileri korkuyordur.
Ve korkanlar, haklı değildir.
Kendi rahatını ya da düşmanının zararını fırsat bilip susuyorsa, bu kişi yalnızca anlık bir kazanç uğruna ruhunu zincire vurmuş demektir. Böyle bir davranış, insanın kendi vicdanına karşı dürüst olmaktan vazgeçmesiyle başlar ve bu da onun adaletten koparak kendini kaybetmesine yol açar.
Birilerinin sevmediği kişilere haksız işlemler yapılırken bundan memnun olan ve sessiz kalan insanlar, adalet yerine kendi kinlerini ya da çıkarlarını tercih eder. Bu durum, onların erdemden yoksun bir tatmin peşinde koştuğunu gösterir.
Yasa, herkes için geçerli olmadığında adalet değil, çıkar düzenidir. “Sana serbest, bana yasak” diyene yasa değil, imtiyaz hizmet eder. Gerçek yasa, güçlüyü de zayıf kadar bağladığında anlam kazanır. Aksi kandırmacadır.