Belki de modern bilim,
zincirlerini kendisi döven
yeni bir Prometheus’tur.
Sevgiyle…
Belki de modern bilim,
zincirlerini kendisi döven
yeni bir Prometheus’tur.
Sevgiyle…
Bu ceza tesadüf değildir.
Bilgi alan insan gibi:
Geri dönüş yoktur, yük kalıcıdır. Mitlerin fısıldadığı şey şudur:
Bilgi insanı özgürleştirir.
Ama bedelsiz değil.
Bugün ateşin adı değişti.
Nükleer enerji oldu.
Genetik kod oldu.
Yapay zekâ oldu.
Zeus’un öfkesi bundandır.
Çünkü ateş verilirse, insan soru sormaya başlar.
Soru soran varlık ise artık kolay yönetilmez. Prometheus bir dağa zincirlenir.
Her gün bir kartal gelir, karaciğerini parçalar.
Gece olunca yaralar kapanır. Ceza yeniden başlar.
Prometheus ise başka türlü düşünür.
İnsanın zayıf değil, henüz tamamlanmamış olduğuna inanır.
Ve Olimpos’ta saklanan ateşi çalmaya karar verir. 3/
Ateş yalnızca alev değildir.
Ateş; demiri eğmek, geceyi aydınlatmak, düşünceyi hızlandırmaktır.
Yani teknoloji. Yani uygarlık.
Hikâye odur ki, Prometheus insanı ilk gördüğünde onu eksik bulur.
Gücü yoktur, pençesi yoktur, karanlıktan korkar.
Tanrılar için bu bir kusur değil, düzendir.
Hypatia’nın kanı taşa karıştı.
Ama düşünceleri o taşların altından filiz verdi. Bin yıl sonra Ay’ın yüzeyindeki bir krater onun adını aldı:
“Hypatia Krateri”
Sevgiyle…
Bir gün, Hypatia’nın arabası bir grup fanatik tarafından durduruldu. Onu sürükleyerek bir kiliseye götürdüler. Orada, taşlarla ve kırık çömlek parçalarıyla vahşice öldürüldü. Cesedi parçalanıp yakıldı.
Ancak, dini fanatizm yükseliyordu. Hypatia’nın etkisi, bazıları için tehdit haline geldi. Onu, Hristiyan vali Orestes ile patrik Cyril arasındaki siyasi çekişmenin bir parçası olarak gördüler.
Erkeklerin karar verdiği bir çağda, o düşünüyordu.
Hem de yüksek sesle.
Gözünü yıldızlara diktiğinde, tanrıları değil gezegenleri gördü.
Sayıları konuştu, mantığı öğretti.
Platon’un felsefesini okuttu, Euclid’in geometrisini çözdü.
Babası Theon’un rehberliğinde matematik, astronomi ve felsefe alanlarında derinleşti. Neoplatonist bir filozof olarak, mantığın ve bilimin ışığını yaydı. Öğrencileri arasında hem paganlar hem de Hristiyanlar vardı; bilgisi ve öğretisiyle herkesin saygısını kazanmıştı.
Şehir, dinî ve politik çatışmaların pençesinde kıvranıyordu. Bu kargaşanın ortasında, bir kadın sessizce bilgiyi savunuyordu: Hypatia.
Hypatia: Bilginin Sessiz Çığlığı
M.S. 415, İskenderiye…(Flood)
#TarihtenÖğreniyoruz#Bilim #KadınBilimİnsanları #Hypatia
#AntikMısır #İskenderiye #Mitoloji #HypatiaOfAlexandria
#Astronomi #Matematik
#Science
Çünkü göğe bakan her göz dua için kalkmadı.
Bazıları hesap yaptı.
Bazıları anladı.
Bazıları sordu:
“Neden hep doğudan doğuyor?”
Yıldızların düzenini fark etti.
Gölgenin uzunluğunun zamanla değiştiğini gördü.
Güneşin yolunu, mevsimlerin sırasını hesapladı.
Ve böyle doğdu ilk takvim.
İlk astronomi.
Her gece bir sınavdı.
Ra yenilirse…
Güneş bir daha doğmazdı.
O yüzden sabah olduğunda güneşi görenler,
hem rahatladı, hem dua etti.
Ama sonra biri göğe bir başka gözle baktı.
Antik Mısır’da her şey gökyüzüyle başlardı.
Güneş her sabah doğudan doğardı. Ve halk bilirdi:
Ra, yeniden yola çıktı.
Ra, altın bir kayıkla gökyüzünde ilerlerdi.
Gün boyunca dünyayı aydınlatır,
akşam olunca yeraltına iner,
karanlıkla savaşırdı.
#bilim #tarih #mitoloji #felsefe #mısır #ra #tanrı
Benim de
Bütün zorluklara rağmen hayattaydı Metehan!
Askerlerine okumu nereye çevirirsem siz de oraya fırlatacaksınız dedi.
Sadakatlarını ölçmek istedi ve çok sevdiği atına doğru çevirdi okunu!
Tereddüt edeni öldürdü.
Ve en son kendi babasına doğrulttu okunu ve Türk kağanı oldu, Oğuz Kağan oldu… #metehan
Gün sonu dinlenme seansı.İyi geceler.
ama klasikler iyidir, kafamda çalıp duruyor kafaları ortaklaştıralım.
www.youtube.com/watch?v=bZwx...
Devamı geliyor…
Modern Dünyaya Kadar.
5. Ay’ın Evresi: Tanrıçadan Geometriye
Ay, Artemis’in yüzüydü.
Ama Anaxagoras dedi ki: “Ay, ışığını Güneş’ten alır. Kendi ışığı yoktur.”
Bu yüzden Ay tutulmasını ilk doğru açıklayan kişi oldu.
Bir tanrıçayı değil, bir gökcismini izledi.
4. Demokritos: Atomun Mitolojiden Çıkışı
Her şeyin su, hava ya da ateşten oluştuğu düşünülürken, Demokritos dedi ki:
“Her şey görünmez küçük parçacıklardan oluşur: Atomos”
Bu fikir 2000 yıl sonra bilimle doğrulandı.
Atom önce bir fikirdi, sonra mikroskop geldi.
3. Hipokrat: Tanrılar mı? Hayır, Tıp Bilimi
İnsanlar hastalanınca tanrılara kurban sunardı.
Hipokrat dedi ki: “Hastalık ilahî ceza değil, fiziksel bir bozukluktur.”
Yani tanrıların tahtını değil, vücut ısısını ölçmeye başladı.
İlk defa tanrılara değil nabza bakıldı.
2. Pythagoras ve Ruh Göçü: Matematik + Mistisizm
Pisagor, sayıların evrenin özü olduğuna inanıyordu. Ama aynı zamanda reenkarnasyona da…
Bir gün bir köpeğin sesini duydu ve “O benim eski arkadaşımın ruhu” dedi.
Bugünün matematikçisi böyle dese sosyal medya karışırdı.:)
Thales, Tanrılara değil doğaya bak dedi. Bilimin kapısını araladı.
1. Thales: Gök Gürültüsünde Tanrı Değil, Elektrik Vardı
Antik Yunan’da şimşekler Zeus’un öfkesiydi.
Ama Thales dedi ki: “Gökten yıldırım düşüyorsa, doğal bir sebebi olmalı.”
Hatta kehribarı yünle ovaladığında nesneleri çektiğini gözlemledi—bu statik elektrikti.