iskender’in elinde cep telefonu olsaydı, dünya bambaşkaydı şu an, hele ki cengiz’i internete sokmayaydık…
tarih ve tekerrür, değişti galiba bir süre önce :)
iskender’in elinde cep telefonu olsaydı, dünya bambaşkaydı şu an, hele ki cengiz’i internete sokmayaydık…
tarih ve tekerrür, değişti galiba bir süre önce :)
“tektaşımı kendim aldım”dan daha güzel bu :)
kavgacılarla yola düşme zamanı yaklaşıyor, sinirliler yolu tıkıyor
sinirli ve kavgacı insanları ayırt etmeye çalışıyorum bir süredir…
zor bir süreç
gürültü yapan (ispanya) silencer’ı o yüzden sevdik galiba :)
nefis bir anlatım olmuş bu ya
kaynamış süte ısı kontrolü için parmak sokmadan olmaz, maya tutar ama lezzet eksik kalır :)
bakalım, baba marta’nın kızgın olup olmayacağına bağlı
bitti mi bizim konuşma yasağı? :)
gidip de dönmemek, yerleşmek oralara, gibi durumlar nasıl?
olumsuz:
“saçını ördüğü için günlerce hapis yatan, tacize uğrayan gencecik bir kızcağıza sahip çıkamayan bizler, erkekleri uzak tutmaya çabalayan feministler, az biraz daha haddimizi bilelim, konuşmaktan öte… bir şeyler yapalım…”
olumlu:
“”
(yorumunuzu okumasaydım kirli sakal gibi düşünmezdim, şimdi öyle oldu ama) :)
(yok daha neler… neyse, konuşuruz sonra bir ara)
50 senelik yöntemlerim işe yaramıyor artık benim de, ittirile kaktırıla doktora götürüldüm, kimyasal deneyler yapılıyor üzerimde, onlar da bi boka yaramıyor, henüz, ya da hiç, pek ümidim yok… onlardan
yine bulacağız bir yerlerden kendi çözümlerimizi işte
lahmacun olsa daha anlaşılırdı en azından, “pizza türkse” böyle bir şey olur gibisinden… :)
publicly? :-)
sanıyorum ki hiçbir dilde türkçedeki kadar geniş küfür külliyatı yoktur, hele ki sıralı küfür…
çevirebilecek yz de çıkamaz ortaya :)
bizim yüzümüzden aq…
evden başlarız, sokakta serpiliriz, mahallede büyürüz, şehirde terbiyeleniriz, memlekette fidanlaşırız…
…
her şey hükümete bağlı olmaz yani her zaman…
…
çok çok daha boktan yöneticilere denk gelmiş atalarımız da var…
…
yok öyle efendiler “bütün bu bok püsür tipler devlet yüzünden,” diye sıyrılmak…
hep öyleydi, bize güzel zamanları denk gelmişti
yüreğimde bundan daha ağırlık yapan fotoğrafla karşılaşmadım…
hiç, istediğimi yapacak kadar içemiyorum, hep bir yerde duruyorum, sıçtığımın ailesi, eşi dostu…
benziyor değil de direk cde galiba bu ya…
93’ten 96’ya slackware kullandım, sonra kde haberini aldık, 3 günlük çaba sonunda derleyip arayüze geçtiğimi hatırlıyorum. o arada buna hiç denk gelmemişim demek linux üzerinde.
diğer taraftan os/2 warp ile meşguldüm, arada kaynadı bunlar galiba…
bornova bit pazarında çok denk geliyorum bunlara, benzerlerine…
markası modeli neydi sizinkinin? (rengi de bu mu tam olarak?)
hadi bakalım, herkese içinde bulunduğu ortamca, afiyetler…
sabaha bizim de savaşa uyanmayacağımızın garantisizliğiyle… tadını çıkarın
görünüşe göre hiçbir yer, hiçbir şey…
sözün bittiği yerde eylem başlar çünkü, başlayamadığına göre…
yapmayın üstadım ya :)
yae’ci bile değildi ki o
(oralarda bulunduğum dönemde öyle çok karşılaştım ki, anlatılır bir konu değil, neyse… adidas çizgileri işte) :)